Sertleşme Problemi

Sertleşme Problemi

  • Ekleyen : Uzm.Dr. Oğuzhan Gündüz
  • Okunma : 1280
  • Ekleme Tarihi : 16.01.2018
  • Makale No : 176

İKTİDARSIZLIK NEDİR
İktidarsızlık ; peniste yeterli ereksiyon (sertleşme) sağlanamaması ya da oluşan ereksiyonun erkek ve partneri için tatminkar bir ilişki sürdürecek kadar korunamaması durumudur. Bu durum yeryüzündeki tüm erkeklerin başına gelebilir ve bu normal bir durumdur. Ancak bu durum sürekli hale gelir ya da tekrar tekrar ortaya çıkarsa bu durumda incelenmesi ve düzeltilmesi gerekir.
Sertleşme sorunu durumdan bağımsız sürekli olabileceği gibi durumsal da olabilir. Örneğin partnerle olur ama mastürbasyonda olmaz. Bir partnerle olur bir başkasıyla olmaz. Pozisyona göre değişebilir. Zaman ve mekan değişikliği bu durumu ortaya çıkarabilir.

İKTİDARSIZLIK NEDEN OLUYOR?
İktidarsızlık nedenlerini ikiye ayırabiliriz;
organik kökenli olanlar ve psikojenik kökenli olanlar
Organik kökenli olanlar tüm problemlerin çok az bir kısmını oluştururlar. En çok neden olan hastalıklar diabet (şeker hastalığı), yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları ve yüksek kolesterollerdir. Ayrıca kullanılan bazı ilaçlar da neden olabilmektedirler. Nadiren hormonal bozukluklar da neden olabilmektedir.
Psikojenik kökenli olanlar çoğunlukla görülen tip budur. Çoğu insan psikojenik kökenli tanımını bir psikolojik hastalığın etkisi gibi algılamaktadır. Elbette iktidarsızlık psikolojik hastalıklarda görülebilir. Ancak çoğu zaman tek başına bir psikolojik durum olarak görülür.
Cinsel bilgi eksikliği ya da yanlış bilgiler kişide psikolojik iktidarsızlık için zemin hazırlar. Üstüne eklenen başarısız cinsel deneyimler, partnerle olan uyum problemleri, metropol yaşantısı gibi faktörlerle ortaya çıkan stres durumları, uykusuzluk ve yorgunluk gibi durumlarda ayrıca beslenme bozukluğu ve fazla alkol alımı gibi durumlar problemi körükler. Herhangi bir nedenle yaşanılan sertleşme sorunu erkeği fazla kaygılandırırsa bu durum erkeğin her cinsel deneyiminde aklına gelebilir ve ‘acaba tekrar olacak mı?’ sorusu stres yükünü arttırarak sertleşme sorununun tekrarlamasına neden olur. Yani korkulan olmuştur. Buna performans anksietesi denir.

Sertleşme bozukluğu görülme sıklığı nedir?
Erken boşalmadan sonra en sık görülen cinsel problemdir. Ancak tedavi için en çok başvurulan problemdir. Yaşla beraber görülme sıklığı % 50’lere ulaşmaktadır. Tüm erkekler arasında görülme sıklığı % 20 civarındadır.

Sertleşme bozukluğuna sebep olabilecek risk faktörleri nelerdir?
şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, alkol ve sigara kullanımı, uyuşturucu madde kullanımı, bazı ilaçlar, tiroid hastalıkları, stres, uykusuzluk, egzersiz yapmama.

Sertleşme bozukluğu neye yol açar?
Bireysel olarak bakıldığında erkekte özgüven eksikliği, sinirlilik, genel isteksizlik, öfke problemi gibi sonuçlar doğurabilir. Ancak özellikle ilişkilerin bozulmasına neden olması önemlidir. Zamanla eşler arasında soğukluk tüm ilişkiye yayılır. Birçok evlilik düzeltilebilecek bu problem nedeniyle bitmiştir.

Sertleşme bozukluğunda ilaç tedavileri var mıdır?
Sertleşme bozukluğunda kullanılan çeşitli ilaç tedavileri vardır. Sertleşme sorunu hormon düzeylerindeki bozukluk sebebiyle örnek olarak testosteron eksikliği veya hiperprolaktinemiye bağlı olarak ortaya çıkmışsa hormon tedavileri uygulanabilir. Ancak hormon düzeyleri normal olan erkeklerde hormon tedavisi etkisizdir.
Son 10 yılda sertleşme sorununda ilaç tedavileri konusunda önemli gelişmeler oldu. Penis damarlarını genişleten, penise gelen kan akımını artıran fosfodiesteraz inhibitörleri (Sildenafil, Vardenafil, Tadalafil) tedavide kullanılmaktadır.

Sertleşme bozukluğunda ilaç tedavileri başarılı mıdır?
Sertleşme bozukluğunun nedenine göre ilaç tedavi başarısı değişkenlik gösterir. Eğer bir hormon eksikliği ya da fazlalığı sözkonusuysa buna yönelik tedavi etkili olmaktadır.
Fosfodiesteraz inhibitörü olan ilaçlar (Sildenafil, Vardenafil, Tadalafil) organik kaynaklı sertleşme sorununda etkili olmaktadır. Özellikle diabete (şekere) bağlı , prostat ameliyatları sonrası gelişen, hipertansiyonu (yüksek tansiyonu) olan, ilaç kullanımına bağlı sertleşme sorunu olan kişilerde etkili olmaktadır.

Sertleşme bozukluğunda kullanılan ilaçların yan etkileri var mıdır?
Sildenafil, Vardenafil, Tadalafil etken maddeli fosfodiesteraz inhibitörü ilaçların en sık görülen yan etkileri, başağrısı, yüzde kızarma, dispepsi (hazımsızlık), rinit (nezle), sırt ağrısı, görme bulanıklığıdır. Bu yan etkiler çoğunlukla kişinin ilaç bırakmasına neden olacak düzeyde değildir.

Sertleşme bozukluğunda kullanılan ilaçları kalp hastaları da kullanabilir mi?
Kalp hastalığı, sertleşme bozukluğu için en önemli risk faktörlerinden biridir. Nitrat grubu ilaç kullanan kalp hastaları, sertleşme bozukluğunda kullanılan ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca stabil olmayan anjinası (kalp ağrısı), kontrol edilemeyen hipertansiyonu (yüksek tansiyon) olan, ciddi (kalp) kapak hastalığı olanlar, yüksek risk taşıyan aritmisi olan ve kardiyomyopati (kalp kası hastalığı olan) hastaları ilaç kullanımı açısından yüksek risk grubundadır.

Sertleşme bozukluğunda kullanılan ilaçlarla ilgili yanlış inançlar nelerdir?
Bu ilaçlarla ilgili en büyük yanlış inanış ilaçların alındığında her kişide sertleşme oluşturacağı beklentisidir. İlaçların etki etmesi için cinsel istek ve uyarı gereklidir. Cinsel cinsel istek ve uyarı olmadan ilaçlar sertleşme sağlamaz.
İkinci yanlış inanış ise sertleşme sorunu olmayan kişilerde sertleşmeyi artıracağı beklentisidir. Sertleşme sorunu olmayan kişilerde de daha yüksek bir performans beklentisiyle ilaç kullanmı olmaktadır, bu kişilerde her zamanki sertlikten daha fazla bir sertlik oluşmamaktadır.

Sertleşme bozukluğu gelişen biri ne yapmalıdır?
Sertleşme sorunu yaşayan birisi bunu yorgunluk, stres, yoğun alkol alımı gibi nedenlerden sonra yalnızca birkaç kez yaşadıysa bunun olabileceğini bilip cinsel ilişki öncesi kaygı yaşayıp performans anksiyetesi (kaygısı) gelişmezse bu durum geçici olabilir. Aşırı heyecan, ilk gece korkusu gibi psikojenik nedenlerin sebep olduğu bir durumsa ve hasta genç ise genelde psikojenik sertleşme bozukluğudur, kişi cinsel terapi konusunda deneyimli bir psikiyatrist veya psikologa başvurmalıdır.
Hastanın eğer daiabetes mellitus (şeker hastalığı), kardiyak (kalp) hastalık, hipertansiyon gibi bedensel bir hastalığı varsa ve yaşlıysa organik nedenlerin rol oynayabileceği düşünülerek androloji konusunda deneyimli bir üroloğa başvurabilir. Ama unutulmaması gerekir ki neden organik bile olsa bir erkek sertleşme sorunu yaşadığında performans kaygısı eklendiğinden mutlaka psikiyatrik destek de alması gerekmektedir.

SERTLEŞME BOZUKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?
İktidarsızlığın tedavisi nedene göre değişebiliyor, yani bazen cinsel terapi, bazen ilaç tedavileri, bazen küçük cerrahi müdahaleler bazen de penis protezleri (mutluluk çubuğu) olabiliyor. Ancak iktidarsızlığın %100 tedavisi var, kader değil… Sertleşme bozukluğunun tedavisine geçmeden önce “düzeltilebilir risk faktörlerinin ele alınması” gerekiyor. Sigara ve alkol tüketimin azaltılması veya bırakılması, uyku ve horlama sorunlarının tedavi edilmesi, düzenli egzersizlere başlanması, kilo verme veya çift ilişkisindeki sorunların çözümlenmesi birçok erkekte dramatik düzelmeler sağlayabiliyor. Çiftin birbirlerine ve ortak hobilerine zaman ayırması, romantik anlar yaratması, birlikte duş alması, mum ışığında romantik bir yemek yemesi, penis-vajina birlikteliğini içermeyen alternatif seks tekniklerini denemeleri, erotik masaj yapmaları, cinsel açıdan eğitici ve bilgilendirici cinsel eğitim kitaplarını ve videolarını alıp okumaları ve seyretmeleri çoğu zaman iktidarsızlığa çok iyi geliyor. Yaşam ve ilişki şekillerini olumlu bir şekilde iyileştirmelerine rağmen sertleşme sorunları devam eden erkekler için ilk basamakta ağızdan “ilaç” tedavisine başlanabiliyor. İlaç tedavisine yanıt vermeyen erkeklere ikinci basamak tedavi seçeneği olarak “penise yapılan enjeksiyonlar” tavsiye ediliyor. İkinci basamak tedavileri başarısız veya kabul edilemez bulan erkeklere ise “mutluluk çubuğu” takılabiliyor.

Sertleşme bozukluğu nasıl tedavi edilir?
Eğer psikojenik nedenlere bağlı sertleşme sorunu varsa bu konuda deneyimli psikiyatrist ve psikologlar tarafından cinsel terapi uygulanabilir. Cinsel terapi yaklaşık 6-12 seans sürmektedir. Cinsel terapi kognitif davranışçı yöntemlerle yapılır, eğer kişinin cinsel eşi varsa tedaviye partneriyle başvurması önerilir, bu tedavi başarısını daha da artırmaktadır. Öncelikle cinsel konularda bilgi verilir, cinsel bölgelerin anatomisi ve fizyolojisi anlatılır. Daha sonra çeşitli ev ödevleri verilerek cinsel terapi uygulanır.
Eğer organik nedenler düşünülüyorsa, tanı ve ayırıcı tanıya götürecek incelemeler yapıldıktan sonra altta yatan nedene uygun tedavi uygulanır.

Sertleşme bozukluğunda hangi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır?
Sertleşme bozukluğunun nedenine bağlı olarak uygulanan tedavi değişmektedir. Eğer cinsel bilgi ve deneyim eksikliği, ilk gece korkusuna bağlı ortaya çıkan sertleşme sorunu varsa yalnızca cinsel bilgi verilmesi bile sorunu düzeltebilir.
Psikojenik kaynaklı sertleşme sorunu varsa bu konuda deneyimli psikiyatrist ve psikolog tarafından yaklaşık 6-12 seans süren cinsel terapi uygulanır.
Eğer ilişki sorunları öncelikliyse ve buna bağlı sertleşme sorunu ortaya çıkmışsa öncelikle ilişki terapisi daha sonra cinsel terapi uygulanır.
Organik nedenlere bağlı sertleşme sorunu varsa ilaç tedaviler, penise enjeksiyon tedavileri, vakum uygulaması ve penil protezler tedavide uygulanabilir.

Sertleşme bozukluğunda vakum uygulaması ne zaman yapılır?
Özellikle yaşlı hastalarda diğer invaziv (girişimsel) tedavilerin uygulanma zorluklarının olması, ilaç kullanımının kontrendike (zararlı) olduğu durumlarda vakum tedavisi bir tedavi alternatifi oluşturmaktadır.
Vakum aletlerinin avantajları; tüm sertleşme bozukluğu olgularında etkilidir., düşük komplikasyon (istenmeyen durum) oranı vardır, kullanım sıklığı kısıtlaması yoktur.
Vakum aletlerinin kullanımının dezavantajları; uygulanması iyi bir el becerisi gerektirmektedir, dar açılı sertleşme sağlamaz, penis cildinde renk değişimine yol açar, morarmaya neden olur ve boşalmayı engelleyebilir.

Sertleşme bozukluğunda penil protezler ne zaman kullanılır?
Diğer tedavilerin başarısız olduğu durumlarda, hasta tercih ediyorsa ve korpus kavernozumda (penisin içindeki yapı) daha önceki ameliyatlara veya enjeksiyona bağlı fibrozis (doku sertleşmesi) gelişmişse uygulanabilir.
Ama hastalara protezin yalnızca cinsel birleşmelerini sağlayan mekanik bir araç olduğu anlatılmalıdır. Ayrıca penis uzunluğunun kısalır gibi görünebileceğini, duyumsamalarının değişebileceğini, bazen ameliyattan sonraki birkaç hafta boyunca boşalmanın zor ve gecikmeli olabileceği anlatılmalıdır.
Protezin çeşitleri vardır, bunlar semirijit (yarı sert) ve şişirilebilir olarak ayrılır. Şişirilebilir olanlar daha fizyolojik bir sertleşme sağlar ancak mekanik problem gelişme riski daha fazladır. Buna karşın ağrı, enfeksiyon daha seyrek görülür.

Sertleşme bozukluğunda penil enjeksiyon tedavisi nasıl yapılır?
Sertleşme bozukluğunun tedavisinde ilaçların kullanımından sonra daha az kullanılmasına rağmen kavernoz cisim içine enjeksiyon tedavileri 1980’li yıllardan beri bilinmekte ve uygulanmaktadır. İlaçların kullanımının daha kolay olması ve etkin olması, ayrıca penisin içine iğne yapılmasının fikri birçok kişiyi rahatsız etmesi nedeniyle daha az kullanılmaktadır. Bu amaçla prostaglandin E1, papaverin, fentolamin kullanılmaktadır. En sık görülen yan etkiler uzamış sertlik, eğer sertlik 6 saatden fazla sürerse iğne ile boşaltılmalıdır, ayrıca peniste ağrı ikinci olarak görülen yan etkidir.

Sertleşme bozukluğu bulunan biri bu problemini cinsel eşiyle paylaşmalı mıdır?
Sertleşme sorunu yaşayan birisi bunu mutlaka cinsel eşiyle paylaşmalıdır. Erkek sertleşme sorunu yaşar ve cinsel ilişkiden kaçınma olursa ve eşine bunu açıklamazsa eş kendisine karşı ilgisiz olduğu düşüncesine kapılabilir, hayatında başka birisi olup olmadığı şüpheleri yaşamaya başlayabilir.
Ayrıca cinsel terapi de çift olarak başvurduklarında ve çift olarak tedaviye alındıklarında daha başarılı olmaktadır.

Sertleşme bozukluğu tedavisinde yaş sınırı var mıdır?
Cinsel yaşam kişini n isteği, motivasyonu olduğu sürece devam eder. Bu sebeple tedavide de bir yaş sınırı yoktur.